Stoklamayın! Alanınızı daraltmayın

Öncelikle bir süredir buralardan uzak kaldığım için yazmayı özlediğimi söylemeliyim. Neden mi uzattık arayı? Bebeklerle bakım sürecinde değişiklik ve ufak bir taşınma yaşadım. Atlas ve Bulut’a anneanne ve babaanne desteği ile bakıyorum. Büyüklerle nasıl minimal olunur ve birlikte bebek nasıl bakılır konusunda da bir yazı planlıyorum.

Bir süredir babaanne evinde kalıyorduk. Bu duruma tamamen bebekleri düşünerek karar vermiştim. Prematüre bebek zor iken, bir de ikiz olmaları benim elimi ayağımı bağladı. 24 saat sadece onlarla ilgileneceğim her gün doğan güneş kadar netti. Ben de lohusalık döneminde babaannenin bizim düzenimize alışma zorluğunu ortadan kaldırmak için topladım pılıyı pırtıyı 🙂 Evet geçtiğimiz ay bu dönemi kapattık ve evimize geçtik. Haa şuan tek mi bakıyorum? Hayır, ama ev benim sorumluluğumda.

İşte bu taşınma döneminde evde stoklanan bebek bezleri, bebek deterjanları, kilolarca alınan bakliyat, dolaplardan çıkan konserve kutuları vs. derken stok işini neden abarttığımı düşünmeye başladım. Cevabı biliyordum aslında da itirafı zaman aldı 🙂 Minimalistlik ile tanıştığım dönemlerde alışveriş diyeti yapmıştım ama bu durum hızlı tüketim ürünleri, gıdalar için geçerli değildi. Ben de pek çok kere iş yerinde öğle araları marketleri dolaşmaya başlamıştım. Alışverişin en cezbedici taraflarından biri; yanında uyguna gelen bir ürün veya ikinciye verilen indirim oluyordu. Hal böyle olunca tezgahımın altında 5. şişe bulaşık detarjanının garipsenecek bir tarafı da kalmıyor. Gerçekten tamı tamına 5 şişe…

Stoklamamak için birkaç sebep;

*Şehrin ortasındaysanız artık her şeye ulaşmak mümkün. Yoksun kalmaktan korkmayın, bir telefon uzağınızda evinize kadar getiren marketler veya uygulamalar var.

*O vazgeçilmez indirim her ay bir bahane ile yine oluyor merak etmeyin.

*Her ürünün bir son tüketim tarihi vardır. Siz takip edeceğinize bırakın ürün sahipleri takip etsin.

*Dolapları doldurduğunuz ürünün yenileri çıkabilir, risk almaya değer mi?

*Çok olan değersizleşir, az olanın kıymeti hep bambaşkadır.

Planlayarak bebek bezlerinde stoklama yaptım, şuan evin her atıl köşesinden malum yeşil paketler göz kırpıyor. Planıma göre 4 numaraya çoktan geçmiş olmalıydık ve stoklar yarılanmalıydı. Ancak aynı bez 3. kez indirime girdi biz hala 4 numaraya geçemedik. O paketlerin oradan oraya savruluşları işte bu yazının ilham kaynağı oldu. Bebekli olunca bir şeye bir kere kesin karar vermek ve oradan uslu uslu yol almak istiyorsunuz. Sanki bir daha dışarı çıkmayacakmış gibi ıslak mendilleri stoklamak da hep bundan. Ama artık bunun da minimallik yolculuğumda omuz yüküm olduğuna karar verdim öyle ya evimizde boş alan var diye depo yapacak da değiliz. Boşluğun lüksünü yaşayamadan yeni ihtiyaçları stoklamaya son. Ahh bir 4 numaraya geçsek 🙂

Yine bir TLC programı ile aranızdan kısa süreliğine ayrılacağım 🙂 “Kupon Avcıları” programını izlemenizi tavsiye ederim. Benim stoğumun iğne ucu kaldığı programdır. Yurt dışında kupon ile alışveriş yapma kavramı epey yaygın. Bu kuponlara gazetelerden, market insertlerinden, fişlerin arkasından veya internetten buluyorsunuz sonra da elinizdeki 50 paket indirimli hardal kuponu ile hiç paraya hardalları sepete dolduruyorsunuz. Peki o kadar hardalı ne yapacaksınız? İşte bilinçsiz alışveriş ve tüketim çılgınlığı diye buna derim. Bir programda kadının ölünceye kadar yetecek tuvalet kağıdına sahip olduğunu başka bir programda da erkek bir üniversite öğrencisinin paketler dolusu kadın pedini satın aldığını görmüştüm. Yook yok canım ülkem aman getirmeyin öyle şeyler 🙂 Ben zayıf bünyeme güvenemem, musluk contaları dolu bir sepetle çıkıveririm marketten.

Stoklamadan taze taze almayı, ürünlerin de kıymetini bilmeyi dilerim. Anılarımızı stoklayalım, kaldıralım aklımızın en görünen raflarına. Kafamızı evde kaç paket rulo kağıt var diye meşgul etmeyelim. Şu sözü motto ediniyorum; “bitince alırız“.

Sizde Fikrinizi Yazın

Sayfa başına dön