Mutfak dolaplarını boşaltıyoruz

Evde en çok eşya depoladığımız ve giriş çıkışının olduğu yer şüphesiz mutfaklarımız. Mutfağınızda azalmaya giderken yokluk hissinin doruklarını yaşayacağınızı garanti ediyorum. Hayatımızı kolaylaştırmak niyetiyle aldığımız pudra şekeri serpiştiricilerden tutun da yemek takımının yanında peçetelerimize sarılsın diye sayısını asla bilmediğimiz peçete halkalarına kadar ihtiyaç fazlası eşyalarla dolu bir alan. Kendi adıma mutfak robotlarınızı atın veya meyve sıkacağınız olmasın demeyeceğim tabii öncelikleriniz veya yeme içme alışkanlığınız nasılsa eşya düzeniniz, kullanım sıklığınız da ona göre olacaktır. Fakat demek istediğim; olmasa da hayatımızda büyük ölçüde eksikliğini hissetmeyeceğimiz parçaları özgür bırakmak ya da azaltmak.

Genelde ilk eve taşınıldığında ya da yemek yapma hevesi döneminde alınan bu parçalar sonradan gözünüze batmaya başlar. Hele ki minimalizm yolculuğuna adım attıysanız sayı hesabı yapıp neden aldığınızı düşünmeye başlamışsınız demektir.

Mutfağımda azalmaya giderken her yerde okuduğum ve şiddetle katıldığım bir fikirden yola çıktım; misafir tabak, bardak, çatal-bıçaklarını ayırmaktan vazgeçmek. Çok mantıklı, evime gelen insanlar çekinip önüne tabak çanağımı koyamayacağım kadar samimiyetsiz olmamalı kaldı ki onlara çıkarmaktan hoşlanmadığım tabakları da neden kullanayım 🙂 Bu hayata bir kere geliyoruz değil mi ama? İmdadıma Letgo yetişti, fazlalıkları yavaş yavaş elden çıkardım. Eşe dosta beğendikleri ve kullanmayacağımı düşündüklerimi, öğrenci evi kuran erkek kuzenlerime de (pembe çay tabağı altlıklı bardaklarım da dahil olmak üzere) ihtiyaçları olan mutfak eşyalarımı verdim. İşe yarıyor olması da benim en büyük motivasyonum oldu.

Mutfak alışverişimde en büyük hatayı beğendiğim parçaları tek tek alarak yaptım. İhtiyacım olanı almak yerine her avm gezintimde tabaklardan birer ikişer alıyordum. Evde kalabalık olduğumuzda ise asla misafirlik diye sakladığım tabakları çıkarmak aklıma gelmiyor (ya da üşeniyordum) o yüzden de herkesin elinde farklı renkte ve ebatta tabaklar oluyordu. Dört tanesini bir araya getiremiyordum, tabak ve bardak rafım tam bir maymun iştahlılık eserimdi. Bu aslında hayata bakış açımı da gösteriyor; kararsızım, çabuk sıkılıyorum, pişmanlık yaşamaktan korkuyorum. Mutfak eşyaları satan mağazalara sürekli gitme ve yeni çıkan modellerden eve numinelik taşıma işini adet haline getirmiştim bunun önüne geçince üreyen tabaklar birden durdu. Geçmiş zaman olarak bahsetmek ne kadar keyif verici. 🙂

Kenarı çatlamış salata kasesini, motoru bozulmuş mutfak robotunu, hediye gelmiş boncuklu pasta servisini kibarca mutfağımdan yolcu ettim. Elbette iki tane varsa ne mutlu bana ki eldekini kullanacağım, yoksa da biri gelecekse diğeri gidecek mantığıyla eskisi ile vedalaşacağım.

Gurur duyacağım bir paylaşımı sona sakladım 🙂 Misafir takımı adı altında bilmem kaç parça tabak çanak takımım olması gerektiği yere geldi. Salon konsolundan (büyük uğraşlar sonucu boşalan) mutfak raflarımda yerini aldı. Artık olması gerektiği gibi mutfaktalar ve kullanıma açıklar. Gözden ırak olan kullanımdan da uzak olur, gelin yamacıma sevgili kıymetlilerim. Sizler eşyasınız ve sizi kullanmaktan asla çekinmeyeceğim.

Sizde Fikrinizi Yazın

Sayfa başına dön