Herkesin alışveriş için bir sebebi vardır

Minimalizm ile tanıştıktan sonra otomatik olarak bilinçli tüketici topluluğuna da “merhaba” diyorsunuz. İşte o saatten sonra markalar korksun bizden. Herkesin alışveriş için bir sebebi vardır. Kimi daha güzel gözükmek için, kimi statü için, kimi ihtiyaçtan, kimi de alışkanlıktan alışveriş yapıyor.

Peki minimalizm ile tanışmadan önce ben hangi sebeple alışveriş yapıyordum? Alırken ne hissediyordum ve ürün beni hangi vaad ile kandırıyordu? Öncelikle ben lisenin sonuna kadar Mc Donalds bile olmayan bir şehirde yaşadım. Belli aralıklar ile büyük şehirlere gidip bir gün içinde AVM’lerde sunulan ürünlerden çıldırmışcasına seçiyordum. Satın alma duygumu bu yüzden ikiye ayırıyorum. Öncesinde mahrumiyet ve eksik giderme üzerine hislere sahiptim. Üniversitede İstanbul’da yaşamaya başladıktan sonra; aldıklarımın beni daha iyi göstereceği duygusu, bu parçadan sonra dolabım tamamen farklı gözükeceği duygusu ve benim eskisi gibi olmayacağım duygusu hakim olmaya başladı. Tahmin edeceğiniz üzere aldığım parçalar birbiri ile alakasız, düşünülmemiş oluyordu ve günün sonunda “giyecek hiçbir şeyim yok” tribinin baş rahibesi oluyordum. Israrla AVM’de poşetleri, evde de dolapları dolduruyordum.

Minimalizmden sonra ise gerçekten ihtiyaç mı diye düşünmeye başladım, duygularımla değil de mantığımla alışveriş yapıyorum. Duygularım, seçimimin mantık süzgecinden sonra geliyor. Mesela bir kazağa ihtiyacım var. Diyorum ki; kalitesine güveneceğin birkaç marka belirle, ürünün etiketini incele (pamuk mu? yün mü? vs.), dolabındaki kıyafetler ile kombin yapabilecek renk tercihlerini sınırla, kazağın modelini az çok düşün (elbette bu mağazada netleşecek ancak boğazlı bir kazağa ihtiyaç varsa seçenekler sınırlanıyor). İşte tüm bu soruların cevaplarının ardından artık duygularıma geçiyorum ki o da giydiğimde hissettiklerim ve elime aldığımda ne hissettiğimden oluşuyor, tarif edemiyorum. 🙂 Anlatılmaz yaşanır.

Alışveriş duygularımı somutlaştırdığıma göre, gelelim alışveriş mantığımdaki değişime. Evde veya dolabımda eskiyen ürünler için nasıl bir alışveriş planlaması yapacağım?

*Eskiyen ürünlerin yerine daha organik olanını alacağım. Eskiyen banyo lifim seni bir daha alır mıyım? Elbette hayır, seni değiştireceğim zamana henüz var. En azından aklıma yatan doğal süngeri bulana kadar bizimleesin.

*Kozmetikte ince eleyip sık dokuyacağım, macera aramayacağım. Sevgili fondötenlerim; tavsiyeler, reklamlar, cazip fiyatlar derken evime girdiniz ama 6 yıl önce kullandığım ürün kadar iyi değilsiniz . Bu süreçte bana eşlik edenlerden de hiç keyif almadım, tabii idare edebilecek gibi olana katlanıp daha önce kullandığım o azıcık pahalı markaya yatırım yapacağım.

*Memnun olduğum markalara sadık kalacağım. Uzun yıllar aynı ürünü veya markayı kullananlar bana hep sadakati yüksek, tatminkar ve imrenilesi gelir. Her çiçekten bal almış da gülde karar kılmış 🙂 İşte bu bilgilerle almak istiyorum ve aldığımdan pişman olmayacağım garantisi olsun istiyorum.

*Sevmediğim ürün/ markalara şans vermeyeceğim. Çok sert bir madde oldu ama tereddütsüz yanılmadım her aldığımda pişman oldum. Bu sefer bu yeni ürünü iyidir, hayır niye ısrar? Bırak müdavimleri para kazandırsın, sen seni mutlu edene bak. Zamanın da zevkin de paran da sana kalsın.

*Yenilemelerde radikal davranacağım. Bir yazımda da bahsetmiştim. Tüm çorap ve çamaşırlarımı azami sayıya gelene kadar tüketeceğim ve tek tip yapacağım.

2 Yorum

  1. Biz çorapları, özellikle siyah çorapları dikkat etmeden eşimle tek tip yapmışız, şimdi de karışıyor. 🙂
    Bu arada yukarıdaki maddelerin hepsine katılıyorum. Ancak çok sevdiğimiz bazı markalar da bazen kaliteyi bir anda düşürebiliyor. Benim için Zara, H&M ve Koton böyle oldu. Üç markadan da yıllardır giydiğim parçalar var ama yeni aldıklarım çok çabuk bozuldu ve artık geri dönmem herhalde bu markalara. Kaliteli alışveriş yapmak gerçekten de çok çok zor. AVMlerde çok pahalı diye çoğu zaman girmediğim mağazalarda bile çoğu ürünün polyester olduğunu görmek beni çok şaşırtıyor. Minimalist yaşamak bazen alışveriş çılgınlığından daha çok mesai gerektirebiliyor. 🙂

    1. Siyah çoraplarda tabanı desenli modellerim var, bilinçsiz almıştım ama karışıklık için iyi bir çözüm oldu. Köklü değişiklikte bu detayı da göz önünde bulunduracağım 🙂 H&M’i çocuklar için tercih ediyorum. Uzun soluklu giyemediklerinden, organik pamuklu ürünleri olduğundan ve fiyat açısından uygun buluyorum ama kalite konusunda kesinlikle katılıyorum. H&M ve Zara’ya lüks ürün statüsündeki ürünleri dışında pek yaklaşmamak gerekir. Koton’da da fiyata göre çok güzel ürünler var ancak hepsinin ömrü bir sezon. 🙁 İşte tüm bu bilgilere sahip olmak mesai gerektiriyor gerçekten.

Sizde Fikrinizi Yazın

Sayfa başına dön