Herkes Minimalist Doğar

Gözünün önüne geldi mi o görüntü? Doktorun poposuna vurduğu bebek heeh işte onu diyorum. Hiçbir şey yoktu elinde gelirken. (Giderken birkaç metre kumaş olacağından onu saymıyorum.)

Dünyaya sadece bedeninle geldin. Sen doğduktan sonra ihtiyaçların doğdu. Annenin ve babanın senin için hazırladıklarıyla yetindin. Belki şanslıydın belki de değil ama bir şey getiremedin.

Mesela Mayıs ayında doğacak bebek için ’’bu çocuğun hiç montu yok!’’ paniğine kapılmak biz düşünceli ailelerin vazifesidir. (Yaşandı)

Eşyalar sen yaş aldıkça çoğalır. Bir bebeğin sahip olduğu ile ilkokul çağındaki bir çocuğun sahip oldukları farklıdır. İhtiyaçlar için bir diyeceğim yok fakat istekler asıl işleve sahip nesnelerden daha fazla oluyor. Biz büyürken yığınımız da bizimle birlikte oradan oraya sürükleniyor.

Yakın zamanda kitap elden çıkarma konusunda kendimi denemeye başladım. Oldum olası amacı doğru olmayan her telden ev kütüphanelerini sevmem, çocukluğumdan kalma sanırım. Koca bir kütüphane vardı odamda, babamdan kalan ama asla okunmayanlar hatta dedemden kalanlar yani zenginlik, kültür güzel ama nicelik ve nitelik konusu daha elzem. 9 yaşındaki bir çocuğun dolabında nuhnebiden kalma aşk romanlarının ya da eğitim kitaplarının yeri olmamalı. Görevini tamamladıysa elde tutmaya gerek yok. Paylaşılmalı ki o satırlarda daha çok göz gezsin. işte bu dededen miraslar, babadan kalanlar, üniversiteden kitaplar derken duvardan duvara bir daha dönüp bakmayacağımıza emin olduğumuz kitaplar bize mahküm oluyor. Ben bu konuda paylaşımın ve bende işlevsiz ise başkasında işe yarar oluşunun peşindeyim.

Kitap konusu yakın zamanlı olduğundan yazının örneği oldu ama dilerim ki; boş geldiğimiz dünyadan deneyimlerimizle, dostluklarımızla, iyiliklerimizle, manevi miraslarımızla gideriz.

Sizde Fikrinizi Yazın

Sayfa başına dön