Evden uzakta minimalistlik oyunu

Boş alanları, kayıp veya doldurulması gereken yerler değil aksine kazanılmış yaşam alanları olarak görmeye başladım.

Lifetime Channel Türkiye kanalında yayınlanan Tiny House programını izlemeye başladığımdan beri evim gözüme büyük gözükmeye başladı. Programdan ve orada sıkça yapılan uygulamadan bahsetmek istiyorum. Tiny House “küçük ev “, yurt dışında araca bağlı taşınabilir konteynerların inanılmaz çözümlerle yaşam alanları haline getirilmesinden oluşan bir projedir. Programda küçük ev topluluğuna katılmak isteyen ailelere gerçekten böyle bir yaşam tarzına hazır olup olmadıklarını deneyimleten ufak bir similasyon yapılıyor. Ailenin yaşam alanının büyüklüğü belirlendikten sonra bir odaya veya bahçeye bu alan sınırı çiziliyor. Süre verilerek bir aktivite yapılması isteniyor (Örneğin; ailenin sınırları aşmadan çocukları ile oyun oynaması). Genellikle uygulamada çarpışmalar ve haraket kısıtlaması görülüyor. Böyle bir karar alırken emin olmak gerekir. Şu an bizim toplumumuz için ve keza benim için ütopik olsa da gezen evimin olması beni bağımsız ama aynı zamanda da konforlu hissettirirdi.

Gelelim programda yapılan diğer bir uygulamaya; aile üyelerinin tüm eşyalarını bir yatağın üzerine ya da halının üzerine koyması ve eşyalar arasından olmazsa olmazlarını, vazgeçebileceklerini seçmeleri isteniyor. En çok çocuklar zorlanıyor ki böyle bir karardan en çok etkilenenler de onlar olurlar diye düşünüyorum. Tabii bir de mutfak malzemelerini ayıran ebeveynler 😉

Bu uygulamayı ben de kendi yaşamıma uyarladım. Nasıl mı?

Bebekler doğduktan sonra bir süreliğine anne baba yanına taşındık. Bu taşınmayı (sadece kendi eşyalarımda olmak koşulu ile) kapsül gardırop ve az eşya ile yaşama deneyimine dönüştürdüm. İki ev arası araçla on dakika sürüyor. Yani ihtiyaçlarımı iyi belirlemeliydim ama olmazsa olmaz bir durum için de ulaşılabilirlik beni rahatlatıyordu. İlk başlarda her gün bir eksik buluyordum. O olsa giyerdim, bu olsa daha iyi olabilirdi… Bir ay sonunda eve gitgeller azaldı. Bir odaya ve dolabımıza sığmayı başardım. Öte yandan tüm eşyalarımı o kadar verimli kullanıyorum ki elimin değmediği eşya kalmıyor ve pek çabuk toparlanıyordum. Bir süre sonra kendi evimize geçtik ve evimizde kaldığımız sürede ben yine aynı eşyalarımı kullandım. Ne ilginçtir ki diğer kıyafetlerim sanki başka bir kadına aitmiş ya da yazlıkmış kaldırmışım da kış olduğu için kullanmıyormuşum gibi geldi. Sonrasında tekrar evden ayrılma ve yine anne baba yanına taşınma sürecimizde profesyonelleştim. Geldiğimizden beri aklımın kaldığı hiçbir eşyam olmadı. Pek tabii evimize de bebeklerin ihtiyacı (bez, pamuk, banyo malzemesi) dışında gitmeyerek bunu kanıtladım.

Bu tecrübe için kendimi çok şanslı hissediyorum. Sizlerin de önünüze çıkacak farklı fırsatlarda deneyimlemenizi dilerim.

Sizde Fikrinizi Yazın

Sayfa başına dön