Evdeki konsept minimalizme uymadı!

Evimde farklı dönemlerde farklı objeler kullanmayı seviyorum. Bu bir minimalizm çelişkisi midir? Genelde çelişkiyi insanlar kütüphaneleri ile yaşıyorlar. Kitaplarımdan vazgeçmeden minimalist olur muyum diye sorular geliyor. Ben Marieciğimin ikinci kitabını okuyana kadar (At, Kurtul, Ferahla) katı bir çizgi çizmiştim. Mobilya mağazasındaki görünümü evimde istiyordum, göz yormayacak ve az süs, az biblo olacak. Zaten huyumdur sağ olayım bir şeye başlayacaksam ya müridi olacağım ya da hiç bulaşmayacağım:)

Özetle; evimdeki bibloları kaldırdım sabit birkaç tanesini koydum. Mutluydum ama ikizler burcum peşimi bırakmıyordu ve sıkılıyordum. Eskiden yaptığım yönteme geri döndüm. Neyse ki onları atmaya henüz sıra gelmemişti ve kullanılabilir durumdalardı.

Peki yöntemim nasıl mı?

Bahar konsepti (Çiçek açan ev)

  • Yastık kılıflarım biraz renkleniyor.
  • Tavşan ve hayvan figürlü birkaç biblom çıkıyor
  • Yeşil dallar ya da aldığım çiçekler o dönem evimin bir köşesinde  duruyor.

Yaz konsepti (Denizci işi)

  • Kumsallı yastık kılıflarını takıyorum
  • Mavi beyaz aksesuarlarımı çıkarıyorum.
  • Deniz kabuklarının olduğu şişemi evin bir köşesine koyuyorum.
  • Bu sene deniz suyu alıp onu da bir fanusa koymayı planlıyorum.
  • Masa üzerindeki runnerım değişiyor.

Sonbahar konsepti (Tarçın ve kozalak)

  • Yünlü ve tüylü yastık kılıflarımı takıyorum.
  • Battaniyemi çıkarıp koltuğumun üstüne koyuyorum.
  • Nar, kozalak, tarçın,mumların olduğu sepetimi hazırlıyorum.
  • Mumlarımı çıkarıyorum (en güzellerini yakıyorum ki eskiden saklardım)

Kış konsepti (Noel Baba gelmiş)

  • Sonbahar sonuna denk geldiği için o objelere ek olarak kırmızı biblolarımı çıkarıyorum. Bu konsept benim tavanım sanırım:) Çok fazla biblom olduğunu düşüyorum ama zorunlu azalma her sene en az biri kırılarak gerçekleşiyor. Önceden alındıkları için eni eklemelerim yok.
  • Yeni yıl ışıklarımı çıkarıyorum.

Bu eşyalarım toplam üç kutu (ayakkabı kutusundan biraz büyük) bir konsept varken zaten diğeri kutuda oluyor. İşte benim de maksimalist ruhum burada canlanıyor. Sabit aksesuar sevmiyorum. Asında böyle olunca evimin de bizim de enerjimiz değişiyor mevsim geçişlerini daha keyifli hissediyorum.

Minimalizmden önce; eşyalar konseptlere göre kutularda durmazdı ben açar bakar uygun olanları koyardım. Gereksiz vakit harcardım. Kimilerine de hiç sıra gelmezdi. Bu şekilde atmaya kıyamadıklarımı da dönem dönem değişikliklerle kullanmış oluyorum. Yolda feda ettiklerimize de teşekkür edip vedalaşıyoruz.

Hayattan keyif aldığım şeylerden vazgeçmek felsefemin içinde olamaz. Örneğin yumoş yumoş tüylü yastıklara bayılırım ama yazın da onları kullanamam ki.

Herkesin sınavı farklı 🙂 Benim için de okuduğum kitaplarla vedalaşmak zor gelmiyor. Dönüp bakacaklarım hariç paylaşmaktan ve vermekten keyif alıyorum.

Sizde Fikrinizi Yazın

Sayfa başına dön