Eşyalarınıza mülakat yapın

Bir işveren olsaydınız; karşınızda duran komidin on yıl sonra kendini nerede görürdü?

a. Olduğu yerde

b. Bilinmez diyarlarda

c. Annemin evinde

d. Depoda

e. Hiçbiri

Kimi eşyalar alındığı dakika veya eve geldiği an pişmanlık çukuruna düşer. Tam istediğiniz gibi olmaz ama iş işten geçmiştir bir kere. Yani ben önceden öyle düşünürdüm. Aldığım o an fişini bir yerlere sokuşturmuşumdur bile ve yerini asla bilmiyorumdur, hem şimdi kim gidip geri verecek, versem de yerine ne alacağım. İade etsem de zamanıma yazık değil mi? Değil vallahi, o kadar zaman keyifsiz keyifsiz benimle yaşamasındansa tüm bunları göze alırım daha iyi. O nedenle ev eşyası veya kıyafet olsun düşünmeden, kafanızda üç-beş kombin yapmadan hele ki denemeden almayın. Güzel güzel yaşayıp giderken sıkıntıya girmeye değmez.

Burada durumu ikiye ayırmak gerekiyor. Birincisi henüz satın almadıklarınız için izleyeceğiniz politika ve ikincisi de satın alınmış, üzerinden zaman geçmiş eşyalar için izleyeceğiniz politika. Birincisi aslında çok basit; satın alma süzgecinden geçirmeden ve ihtiyaç mı istek mi? Sınavını vermeden kasaya yönelmiyoruz. Peki ya ikincisinde ne yapacağız?

Gelin bu eşyaları da kategorize edelim. Sevgili @sadeevim’in da felsefesinden yola çıkarak Kaizen adımları ile gidelim.

*Kısa süreli ihtiyaç ürünleri; içinde de bulunduğum hal itibari ile ilk aklıma gelen bebek eşyaları. Örneğin; mama sandalyesi. Şu an güde en az üç kere kullanıyoruz. Ancak bir on yıl sonra da kendileri ile münasebetimin kalmasını istemiyorum ve onları (bizde çift çift tabii her şey) ihtiyacı olan birilerine vereceğim. Oradan da dayandığı yere kadar elden ele gidecek. Dolayısıyla bu ürünler evimin misafiri ve onları gidici sıfatı ile tutuyorum.

*Alırken çok beğendiğim ancak bugün olsa bunu almazdım dediğim ihtiyaç veya fonksiyon dışı eşyalar; bu kategoride şair şunu anlatmak istiyor; “tamamlayıcılar”. Mesela bir vazo. Atmaya kıyamam ve satmaya da değmez eşyalar ne olacak? İşte yukarıda bahsettiğim gibi “görüyorum, görüyorum, seni annemin evinde o masanın üstünde görüyorum hem de üç vakte kadar” diyerek annemize veya yakınımızda o eşyaya bizden daha çok kıymet verecek birine hediye etmek.

*Fonksiyonel ve ebatlı eşyalar; Sadelik serüvenine başladıktan sonra ahh ahh şimdiki aklım olsa dediğim çok oluyor ama bazen de ayy o ilk baktığım takımı da alabilirdim yine de aklımı seveyim ver bakayım bir makas dediğim zamanlar da oluyor. Sonuç olarak bu durumda evinizdeki koltuk takımına veya yemek masanıza on yıl sonra sizi burada görmek istemiyorum yıkılın karşımdan deme lüksünüz var ise ne güzel 🙂 Ancak yoksa a şıkkı olan olduğu yerde kalacak. Üzgünüm. Fakat bu durum için de yakınmayı bırakıp daha çok boşluğu nasıl yaratırım diye düşünerek eşyaları kullandığınız yerlerinden farklı yerlere yerleştirebilirsiniz. Mesela ben oturma odamızda bulunan kitaplığımızı mutfağımıza taşıdım ve orada bakliyat kavanozlarımı, küçük ev aletlerimi koydum.

Önceliğim her zaman elden çıkarabiliyorsam çıkarmak olmuştur. Oturma odasında ve salonda olan iki orta sehpamı sattım fakat yan sehpaları hala kalabalık olduğumuzda kullanıyorum. Bunların da odada fazla yer kapladığını düşündüm ve salonumuza kapısı olan, kapalı balkonumuza taşıdım. Şimdilik çözümüm bu elbette ilerde daha güzel fikirlerim olursa değişeceğim. Değişmek kaçınılmaz.

Eşyalarınıza iyi bakın. Hayır güzel kullanın anlamında söylemiyorum bunu elbette yapıyorsunuzdur. Benim demek istediğim onlarla yaşamaya razı mısınız? Onlarsız yapabilir misiniz? Siz onları onlar da sizi hak ediyor mu? Aranızda bir ilişki olmadan yaşıyorsanız doğru hizmeti veremeyeceklerdir. Hepimizin eşyaları ile ilgili pişmanlıkları olabilir ama daha önce bu kararı veren ve onları seçen bizlerdik o yüzden geçmişteki bize de saygı duymamız gerekiyor.

Buradan tüm eşyalarıma sesleniyorum; bazen kızsam da hata yaptığımı düşünsem de aslında benimle yaşadığınız ve bu anlarda güzel anılarıma şahitlik ettiğiniz için sizi seviyorum…

2 Yorum

  1. Uzun yıllar blog yazan biri olarak yaptığınız şu işin ne kadar takdir edilesi olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Sayfanızda bize de yer verdiğiniz için ayrıca teşekkür ederim.

    1. Tam da kitabınız elimdeyken ve son 30 sayfa diye üzülürken yazmanız ne güzel tesadüf oldu. Pek çoğumuz için heveslendirici kitabınız sayesinde sadelik daha da kolay ve bebek adımlarla ilerlenebilir hale gelecek inanıyorum. İyi ki varsınız 🙂

Sizde Fikrinizi Yazın

Sayfa başına dön