Baba evi ziyareti

İlişkilerde minimalizm konusunu düşünürken baba evine yaptığım ziyaret farklı şehirde farklı ilişki zincirini gösterdi bana. Ailem Bilecik’te oturuyor fakat anlatmak istediğim bu küçük şehir değil, pek sevgili insanları. Neden mi? İstanbul’da yaşadığımdan beri uzaklaştığım ve unuttuğum hatta şu an şaşırdığım sevgi sarmalı bir ilişki zinciri var. Bilecik’te Hygge kelimesinin karşılığı komşuculuk;) Kendisi bol avantajlı ama bir o kadar da yorucu bir ilişki türüdür 🙂

İki uçtan bahsedeceğim, sıkı durun. Bizimkinin affedilir yanı yok bana göre fakat annemlerin bu ilişkisini de kafam almıyor ve minimal gelmiyor, yazımın en başından orta noktanın bulunması gerekliliği notumu düşeyim 🙂

Gelelim diğer tarafa; annemleri ziyarete gittiğimde bir telefon trafiği dönüyor. Nurhan ablanın kızı gelmiş! (Ne havalıyım sıfatım net; birinin kızı ;)) sonra ellerde tabaklar; kurabiye mi dersin sarma mı dersin bebelere ev yapımı yoğurt veya tarhana mı dersin artık aklına ne gelirse (hayal gücüne güveniyorum, kendini korkak alıştırma neler yedi bu mide)

Ne kadar kalacağıma bağlı olarak ziyaret sıklığı değişiyor. Mesela bir hafta kalacaksam günde 2 tur bir biz gitmeli bir onlar gelmeli. İki hafta kalacaksam günlük ziyaretler bir de yeşilliklerde plan yapılır (en sevdiğim) evimizin karşısında gözünüzün alabildiğine yeşillik var. Armut ağacının dibini kapan tanıdıksa hemen çoluk çocuk toplanıp yayılıyoruz. Bir de ben arabayla geldiysem gözümüz daha uzaklarda tabii evin önündeki yeşillik kesmiyor.

İlk defa gördüğüm teyzeler hakkımda o kadar çok şey biliyor ki akşam anneme ayıp olmasın diye şunun nesi var? Evli mi çocuğu? Nerede oturuyor diye dersime çalışıyorum. Hemen hakkımdaki Duygu salataya limon sevmez bilgisinden sonra yapıştırıyorum. Falanca teyzeciğim senin kızın Merve sever mi? Oradaki Merve bilgisi beni yüceltiyor 😉

Ben bu kısa tatillerde inanılmaz keyif alıyorum. Hatta şehirde hafta sonunu iple çekerken burada hafta sonu olsun istemiyorum çünkü cumartesi-pazar işler kesat. Kocalar evde olduğu için ailenle takılıyorsun. Mide pasta böreğe iki gün ara veriyor.

Peki bebeklerle hayat nasıl derseniz o da mis gibi 😉 benim kucağımın kullanım süresi yarı yarıya azalıyor. Çünkü seveni de bol sağ olsun tecrübeli uyutanı da. Olmadı hooop bir emzik bir şapka alt sokaktaki parka bir tur yapar canım annem vee elinde canavar gibi bebeyle çıkmış melek gibi uyutmuş gelmiş olur. Babam deseniz dedelik vasıflarını harfi harfine yerine getiriyor.

Annemle balkon sohbetimizde; anne hep mi böylesiniz yoksa ben geldim diye mi dedim. Nasılız Duygu? Anlamadım işte böyle geçiyor günlerimiz dedi. Cevap açık ve net. Anneme göre başka ilişki türü yok. Sonra düşündüm İstanbul’ da bize geldiğinde de ben karşı komşumun adını bilmezken o onun bilemem kaçıncı kattaki annesi ile tanışmış da marketten dönüşte sohbet etmişler ve sonra her gelişinde konuşur görüşür hale gelmişler. Bu arada karşı komşum ile bu sene (5 yıl oldu taşındığımız) annem sayesinde tanıştık pek de tatlıymış yazık oldu beş yıla.

Biz trafikte vakit öldürürken ya da AVM turlamaktan bitap düşerken onlar da kendi dünyalarında bir sarmalla akıtıyor günlerini. Doğaya yakın insan değil şehrin göbeğindeki insan yabanileşiyor. İletişim fakültesini 5 yıl okusan da karşı komşuna günaydın demiyorsun. İşte; ayıbımız ve kaybımız büyük.

Evet dönelim konuya; kısa süreliğine güzel ama bir hayat böyle geçer mi yahu? Ya evde çay demlemiyoruz ya da tüm gün ocak kapatmıyoruz 😉 komşumuz ziyarete geliyor ertesi gün kayın validesiyle sağ olsun geliyor bir sonraki gün de annesini hoş geldine getiriyor. İşte çelişkim tam da burada başlıyor. Bütün bir yazı ve düşüncelerim çöp mü oldu şimdi? Yok değil elbette ama ben kısa süreli bu şekilde yaşayabilirim. Benim için bu ilişkiler çok yoğun ve fazla. Daha orta yollu bir ilişki türünü tercih ederim. Biraz daha bireysel, sıklığı azaltılmış ve fikirlerimizin uyuştuğu komşuculuk türü paha biçilemez olurdu.

Sonuç olarak ne güzel insanlar ve ne tatlı insanlar. Annemin emekliliğinde yardımına koşan gönlünü hoş tutan insanların yanında olması beni çok mutlu ediyor. O ve ekürileri bu ilişkiden memnunsa, günlerini böyle geçirmekten keyif alıyorlarsa ne ala, bana da tatillerde keyfini çıkarmak düşer.

Dilerim ki kalabalık apartmanlarda karşı-alt-yan komşunuzun adını bildiğiniz, selamınızı esirgemediğiniz aşure alışverişi yapabildiğiniz bir hayat sürersiniz.

Sizde Fikrinizi Yazın

Sayfa başına dön