Az çoktur, az tuz sağlıktır

Benden de sağlıkla ilgili bir yazı okuyorsanız bilmelisiniz ki hepsi bu fit ürün reklamlarındandır cancağazım. Bilinçaltımıza hızla ve şiddetle TOKİ yapıyorlar. Evet şekeri keselim, “no sugar” şekersiz yaşam hareketlerinden çaya şeker atmadığım üçüncü yılımı kutluyorum.

Tuz olayına gelirsek; her şeyin azı karardır. Ben tuzsuz yemeğin tatsız olduğunu bilmem. Belki benim gibi olanlarınız vardır. Babaanne-dede ile büyüyen çocuklar tansiyon sebebi ile tuzsuz yapılan yemeklere öyle alışır ki sofrada küçük deliklinin sadece etrafı siyah olanını tercih eder hale gelir.

Lohusa bir taze anne iken hastaneden yeni çıktım, bebeklerimiz küvezde, ben ağlama ve süt sağma seanslarımın arasında yemek yerken develer tellal olayına gelmeden konuya gireyim. Evde kalabalığız ve yemekler hazırlanmış, çorba da annemin elinden çıkmış. Tabaklara birer birer konan çorbanın ardından herkes hevesle ilk kaşığı ağzına götürdü ve kısa süre sessizlik oldu çorbada tuz namına bir şey yoktu. Hiç ama hiç yoktu, bir çimdik bile tuz yoktu. Gözler anneme çevrildi; “eee ama çorbada sizin de tuzunuz olsun istemez misiniz?” ağlamanın da gülmenin de kardeş olduğunu hatırlayarak bastık kahkahayı. O kadar ihtiyacımız varmış ki kimimiz tuzluğu bile elimize almadan içtik o yavan suyu. Tabaklarımızda tatsız yemekler varsın olsun da ağzımızın tadı olsun hatta analım Hayriye Hanımcığımı; ağzımızın tadı bozulmasın.

Minimal yolculukta azalttığımız tek şey eşyalarımız olmamalı, ruhumuzdaki fazlalıkları da defetmeliyiz, bedenimizdekileri ve soframızdakileri de. Sevdiklerimize aşkla, istekle yaptığımız yemeklerimizi tatlı kaşığını tuzluğa batırarak değil de çay kaşığına geçiş yaparak tatlandıralım.

Ben de evimde çimdik ölçüsünü kullanmaya niyetliyim;))

Sizde Fikrinizi Yazın

Sayfa başına dön